OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK

Son Blog Yazıları
OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK 27.9.2018

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK

            Obsesyon, istenmeden gelen, anlamsız, mantıksız olduğu halde kişinin kendini düşünmekten alıkoyamadığı, çok yoğun sıkıntı veren zorlayıcı düşüncelere denmektedir. Kompulsiyon ise bu düşüncelerin verdiği yoğun sıkıntıyı ve bu düşünceleri gidermek için yapılan davranışlara denilmektedir.

            Tüm dünyada görülme oranı %2,5-3 oranındadır.

            Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) nedenleri incelendiğinde biyolojik, genetik, çevresel nedenler ana başlıkları söylenebilir. Beyinde bulunan en belirgin olarak serotonin adı verilen nörotransmitterin ve daha az olarak da diğer nörotransmitterlerin dengesinde bozulmaya neden olabilecek genetik, biyolojik ve çevresel etmenler ayrı ayrı ya da bir arada bulunmaktadır. Ailesinde OKB bulunan kişilerde görülme oranı genel topluma göre bir miktar daha yüksek olarak göze çarpmaktadır. Bağışıklık sistemini etkileyen çeşitli hastalıklarda da OKB görülmektedir. Örneğin Behçet Hastalığı, Sistemik Luspus Eritamatozus vb gibi çok çeşitli bağışıklık sistemini etileyen hastalıkta eş zamanlı ya da sonradan obsesif ve kompulsif belirtiler görülmektedir. Çocukluk çağında geçirilen A grubu beta hemolitik streptokok denilen bir bakterinin sebep olduğu bir enfeksiyon sonrasında görülen obsesif kompulsif belirtiler ve çeşitli düzeylerde olabilen nörolojik belirtilerle ve tiklerle  seyreden PANDAS da biyolojik sebepleri olan bir OKB’dir. Ayrıca hormonal etmenler de oldukça önemlidir. Doğum sonrası ya da menopozal dönemler de obsesyon ve kompulsiyonlar ortaya çıkabilir. Doğum sonrası dönemde özellikle bebeğe zarar vermekle ilgili ya da bebeğin mikrop kapacağı ile ilgili obsesyonlar sıkça görülmektedir.

Genellikle toplumumuzda titiz, düzenli, kontrollerini, işini eksiksiz yapan kişiler kabul ve takdir görmektedir. Aslında bu kabul ve takdir ile belki de hafif düzeyde olan bu düşüncelerimiz pekişmektedir. Çocukluk çağından beri mükemmelliyetçi, biraz yaramazlık yapmaya izin vermeyen, yanlış yapmayı kabullenemeyen tutumlar biyolojik kırılmalara da neden olarak obsesif kompulsif belirtileri ortaya çıkarmaktadır. Bu bahsedilen aslında yukarıda sözünü ettiğimiz çevresel etmenlerden bazılarıdır. Bunların dışında erken çocukluk açğında yaşanılan taciz, istismar, tanık olunan ya da yaşanılan travmatik yaşantılar, kayıplar, göç, kimlik sorunları vb. durumlar da çevresel etmenlere örnek olarak verilebilir. Bunları yaşayan herkes OKB olacak diye bir kural bulunmamaktadır. Çeşitli yönlerden yatkın kişilerde bu etmenlerle OKB ortaya çıkmaktadır.

Erkeklerde daha erken yaşlarda ortaya çıkan OKB genellikle 18-25 arasında bir başlangıç yaşı göstermektedir. En sık eşlik eden psikiyatrik hastalık depresyondur ve depreseyon OKB belirtilerini de şiddetlendirir.

 

Obsesif Kompulsif Bozukluk Tipleri:

 

  1. Bulaş obsesyonu: Mikrop, hastalık, kir, dışkı, idrar, radyasyon vb maddelerin bulaşacağı ile ilgili zorlayıcı ve yoğun sıkıntı veren düşünceler. örneğin hastaneye gidip mikrop bulaşacağı ile iligili düşünceler, genel kullanım alanlarında bulunan tuvalatlerden idrar, dışkı, mikrop bulaşacağı ile ilgili düşünceler, yeterince dışkı ya da idrarın temizlenmediği hala vücudunda kaldığı ile ilgili düşünceler örnek olarak verilebilir. Bu düşüncleri gidermek için yapılan tekrar tekrar temizlenme, hastane vb gibi alanlara gitmekten kaçınma, tuvalet sonrası tüm vucudunu tekrar tekrar yıkama, kendisinin ve evine gelen kişilerin kıyafetlerini kapıda çıkartıp yerine temiz olduğunu düşünüdüğü kıyafetleri verme ya da misafirleri gittikten sonra tüm ev eşyalarını yoğun bir şekilde yıkama vb gibi davranışlara da temizlik kompulsiyonu denilmektedir.
  2. Saldırganlık obsesyonu: Kişinin kendisine veya bir başkasına zarar vereceği ile ilgili yoğun ve zorlayıcı düşünclerdir. Örneğin; masadaki bıçağı alıp ya kendime saplarsam, sevdiklerimi balkondan aşağı atarsam, arabayı uçurumdan aşağı sürüklersem, ya çocuğumu boğarsam gibi düşünceler. Bu düşünceleri gidermek için kişi ya araba kullanmaktan, ya dışarı çıkmaktan kaçınır, riskli görülen eşyaları saklar, yakın çevresini sürekli kontrol altında tutar.
  3. Kuşku obsesyonu: Bir durumun gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda emin olamama durumudur. Örneğin kişi kapı, elektrik düğmelerinin açık olup olmadığı konusunda emin olmaz ve kontrol eder, geri döner, evden bir türlü çıkamaz. Abdest alırken tam yapıp yapmadığından emin olamayarak tekrar tekrar abdest alır. Bu kuşku durumunu gidermek için kontrol etme kompulsiyonları vardır.
  4. Cinsel obsesyonlar: Cinsellikle ilgili rahatsız edici, utanç verici, kendi kendini suçlayıcı zorlayıcı düşünceler mevcuttur. Örneğin, çocuğu ile cinsel ilişkiye girme ile ilgili imgelem ya da zorlayıcı düşüncler, hemcinsi ya da karşı cinsi gördüğünde cinsel olarak uyarıldığı ile ilgili imgelem ya da zorlayıcı düşünceler vb cinsel içerikler vardır.
  5. Dini obsesyonlar: Dini inanışla ilgili suçlayıcı ya da günah olduğu düşünülen zorlayıcı düşünceler ya da imgelemler bulunur. Namaz kılarken birden Allah’a küfretmek gibi düşünceler, Ezan okunurken şarkı söyleme düşüncesi ya da yaradanı inkar etme, küfür etme gibi zorlayıcı düşüncler örnek olarak verilebilir.
  6. Simetri/Düzenleme obsesyonları: Eşyaların eşit, simetrik, düzenli olmadığı ile ilgili yoğun düşünce uğraşları ve bunları gidermek için simetrik hale getirme, düzenleme, defalarca yerleştirme davranış ve imgelemleridir. Bazen insan vücudunun simetrik olmadığı ile ilgili düşüncelerle simetrik ya da düzenleyici imgelemler içersinde bulunularak yoğun ve zorlayıcı düşünce uğraşları bulunabilir.
  7. Somatik/hipokondriak obsesyonlar: Kişi kendisinde büyük bir hastalık olduğu ya da olacağı düşüncesi içerisinde bulunur ve sürekli bir kaygı hali yaşar. AİDS, kanser, beyin kanaması, kalp krizi geçirme vb. ile ilgili yoğun ve zorlayıcı düşüncleri içerisinde doktor doktor gezer ve sürekli tetkikler yaptırır. Kısa bir an rahatlar ve tekrar tetkik arayışları başlar. Sürekli bir önlem alma çabası içerisindedir. Bazen kanser hastalığının bulaşıcı olup olmadığı ile yoğun obsesyonları olan kişilerde kanser hastası kişilerin yanına gidememe gibi zorlantılı düşünce ve davranışlar da bulunur.
  8. Soru sorma/onay alma obsesyon ve kompulsiyonu: Kişi bir durum ile ilgili sürekli soru sorup tekrar onay alma ihtiyacı içinde olur. Sormadığı ve onay almadığı zaman büyük bir sıkıntı hissi yaşar. Örneğin bir eşyasını dolaba koyduğunu sürekli sorar, onay alana kadar devam eder. Onayı da onaylatma ihtiyacı içerisinde olur.
  9. Tekrarlama kompulsiyonları: Kişi bir eylemi aynı düzen ve sıra ile yapmaz ise rahat edemez.Örneğin her sabah evden çıktığında önce ilk bakkalın önündeki sarı çizgi üzerinde 3 saniye durup ardından 8 adımda kuaförün 2. mermemrinin önünde 5 saniye durup 15 adımda minibüse binemezse  o gün işlerinin rast gitmeyeceği veya sevdiği kişilerin başına bir şey geleceği obsesyonunu yaşar. Bu sıralamada gitmezse geri dönüp tekrar tekrar aynı şeyleri yapar.
  10. Sayı sayma kompulsiyonu: Belirli sayıda bazı eylemleri gerçekleştirmediği takdirde yoğun bir sıkıntı yaşama durumudur. Sürekli parmaklarını sayma, plakaları ezberleme, apartman numaralarını sayma, yoldaki çizgileri sayma vb. durumlar örnek verilebilir. Kuşku, bulaş ve soru sorma/onay alma obsesyonlarında da da sayı sayma sıklıkla eşlik eder.
  11. Biriktirme kompulsiyonu: İhtiyacı olmayan eşyaları alma, evdeki işe yaramayan eşyaları atamama, sürekli biriktirme halidir.

 

Yukarıda örneklerle belirtilen durumlar belirgin olarak günlük hayatın ve kurulan ilişkilerin etkilendiği durumlardır. Bu durumlar daha hafif düzeylerde ya da başka psikiyatrik hastalık durumlarında da görülebilir. Örneğin bir Yeme Bozukluğunda sürekli kilo ile ilgili obsesif uğraşlar ya da Beden Dismorfik Bozukluğundaki gibi vücudunun bir yernin küçük ya da büyük olduğu, yamuk olduğu ile ilgili uğraşlar görülebilir. Bu bozukluklara Obsesif Kompulsif Spektrum Bozuklukları denilmektedir.

 

Obsesif Kompulsif Bozukluk tedavisinde mutlaka ilaç kullanılmalıdır. Olağan antidepresan dozlarının daha yüksek kullanılması pek çok hastada gerekmektedir. Bunun yanısıra Bilişsel Davranışçı ve Terapi ve/veya Psikoanalitik Yönelimli Psikoterapi uygulamaları da yapılmalıdır. Tedavi süreci uzun solukludur. Düzelme olduktan sonra koruyucu tedavinin en az iki yıl sürmesi gerekmektedir.

Pskiyatrist & Psikoterapist desteğine ihtiyaç duyduğunuzda...